Nihat Hatipoğlu’nun Kedisi Ebru Öldü Mü? İzmir’den Bir Bakış
Tamam, itiraf ediyorum: İzmir’in sıcacık sabahlarından birinde kahvemi alıp balkona çıktığımda, aklım bir anda Nihat Hatipoğlu’nun kedisine takıldı. Evet, doğru duydunuz: Ebru. O kedi var ya, işte o minik tüylü filozof… “Nihat Hatipoğlu’nun kedisi Ebru öldü mü?” sorusu kafamı kurcalamaya başladı. Hem de öyle bir kurcalama ki, kahve fincanımı ters çevirmeyi bile düşündüm.
İzmir’in Gündelik Kaosu ve Kediler
İzmir’de yaşıyorsanız, sabahın köründe çarşıdan gelen simit kokusu ile çalan kuş sesleri arasında bir denge kurmak zorundasınız. Ben de tam öyle bir sabah, komşu Mehmet Amca’nın kedisine “hava güzel, dışarı çıkıyor musun?” diye seslendiğini gördüm. Tabii Ebru olmasa da bu sahne beni derinden etkiledi. İçimdeki ses dedi ki:
— “Ya sen evde mi oturacaksın, yoksa Nihat Hatipoğlu’nun kedisi Ebru öldü mü sorusunu sorup kendi kafanı mı karıştıracaksın?”
Ve işte burada İzmir’in mizahi ruhu devreye giriyor: Çarşıda simit alan amca, sokağın köşesindeki köpeğiyle tartışan gençler, hepsi bana Nihat Hatipoğlu’nun kedisi Ebru öldü mü sorusunu soruyormuş gibi geldi. Tabii soran ben oluyorum, cevap bulmak için internetin derinliklerine dalmak şart oldu.
Arkadaş Ortamında Ebru Krizi
Arkadaşlarımla otururken, sohbete bir şekilde Ebru konusunu soktum. Ahmet dedi ki:
— “Kedi mi ya, ciddi misin?”
Ben de:
— “Ciddi mi? Nihat Hatipoğlu’nun kedisi Ebru öldü mü sorusunu ciddiye almamak, kahvaltıda simit yerine sadece su içmek gibi bir şey.”
O an bir sessizlik oldu. Sonra herkes gülmeye başladı. Ben de kendi kendime düşündüm: Hayat böyle işte, insan bazen kedilerin ölümüyle mizahı harmanlar. Hem de öyle bir harman ki, hem arkadaş ortamında gülersiniz hem de içinizde bir yerlerde felsefi bir boşluk oluşur.
Kendi Kendime Dalga Geçme Anları
Evde yalnız kalınca bir de kendimle hesaplaşma zamanı geliyor. Balkonda otururken, iç sesim:
— “Ya sen gerçekten 25 yaşındasın ama hâlâ Nihat Hatipoğlu’nun kedisi Ebru öldü mü sorusunu kafanda taşıyorsun,” diyor.
Ben de cevap veriyorum:
— “Evet, taşıyorum ama bu taşıma sürecinde kahvemi dökmedim. Bence başarı sayılır.”
Burada fark ettim ki, mizah bazen kendinle dalga geçmekten geçiyor. Ebru meselesi, hayatın absürtlüğünü göstermek için bir fırsat oldu. İnsan bazen kedinin yaşamına dair haberleri sorgularken, kendi hayatını da sorguluyor.
Sokaktaki Küçük Anlar ve Ebru Düşüncesi
İzmir sokaklarında yürürken bir çocuk elinde plastik bir kedi oyuncağıyla koşuyor. Gözlerim bir an Nihat Hatipoğlu’nun kedisine takılıyor ve aklıma geliyor: “Acaba Ebru bu oyuncağı sever miydi?”
Bir yandan güldüm, bir yandan düşündüm. Hayat bazen küçük detaylarla anlam kazanıyor. Kedinin öldüğü ya da yaşadığı meselesi, aslında insanların merak etme ve bağ kurma ihtiyacıyla ilgili. Ve İzmir’de bu merak, bazen çarşıdaki simitçiden, bazen de arkadaş grubundaki esprili diyaloglardan besleniyor.
Diyaloglarla Hayatın Mizahı
Arkadaşlarıma mesaj atıyorum:
— “Ebru konusunda bir teori geliştirdim.”
Ahmet:
— “Ne teorisi?”
— “Belki de Ebru hâlâ yaşıyor ve gizli gizli Nihat Hatipoğlu’nun toplantılarını izliyor. Kediler zaten hep gizemlidir.”
Bu kısa diyalog, hem mizah hem de sorgulama fırsatı verdi. İçten içe fark ettim ki, Nihat Hatipoğlu’nun kedisi Ebru öldü mü sorusu, aslında hayatın sürprizleriyle başa çıkma yöntemimizle ilgili.
Bugün “Nihat Hatipoğlu’nun kedisi Ebru öldü mü” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Tiphabercisi ile daha fazla içerik için takipte kalın!
Sonuç Olarak…
Yine bir Tiphabercisi içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Nihat Hatipoğlu’nun kedisi Ebru öldü mü”.
Ebru hâlâ bir sır gibi kafamda dönüyor. İzmir’de güneş batarken, balkonda kahvemi yudumlarken, Nihat Hatipoğlu’nun kedisi Ebru öldü mü sorusunu bir espri ve felsefe harmanıyla tartıyorum. Hayat işte: Bazen ciddi, bazen gülünç, bazen de kahve fincanının dibindeki telve gibi belirsiz. Ama kesin olan bir şey var: Ebru, öyle ya da böyle, hayatımıza mizah katıyor.
Ve belki de en önemlisi, bazen soruların cevabı değil, onları sorarken yaşadığımız anın kendisi önemlidir. İzmir’in rüzgârı gibi hafif, arkadaş sohbeti kadar sıcak ve içten…
Bazen kediler, bazen kahve, bazen de Nihat Hatipoğlu’nun kedisi Ebru öldü mü sorusu… Hepsi bir araya gelince, hayatın tadı daha bir güzel oluyor.