Tiphabercisi ailesine merhaba! Bu içerikte “Kültürel kimlik ne anlama gelir” hakkında kapsamlı bir rehber hazırladık.
Kültürel Kimlik Ne Anlama Gelir? Bizi Biz Yapan Görünmez Bavul
İnsan bazen kendini tanımlamak için aynaya bakar, bazen de annesinin mutfakta “Misafir geliyor, evi biraz toparlayalım” dediği anda panikle salonu düzenlerken bulur kendini. İşte tam o anda fark ederiz: Biz sadece ismimizden, yaşımızdan ya da yaptığımız işten ibaret değiliz. İçimizde yılların biriktirdiği alışkanlıklar, değerler, hikâyeler ve küçük tuhaflıklar vardır.
Peki Kültürel kimlik ne anlama gelir? En basit hâliyle kültürel kimlik; bir insanın ait olduğu toplumdan, aileden, çevreden ve yaşadığı coğrafyadan aldığı değerlerin, davranışların, geleneklerin ve düşünce biçimlerinin oluşturduğu kişisel bir aynadır. Yani aslında hepimizin yanında taşıdığı görünmez bir bavuldur. İçinde bazen anneanne tarifleri, bazen çocukluk oyunları, bazen bayram ziyaretleri, bazen de “Bizim oralarda böyle yapılır” cümlesi vardır.
Ben İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak bu görünmez bavulun ağırlığını bazen çok net hissediyorum. Dışarıdan bakıldığında rahat, esprili, her şeye gülen biri gibi görünüyorum. Arkadaş grubunda biri bir şey söylediğinde hemen bir şaka patlatırım. Ama eve döndüğümde bazen söylediğim tek bir cümleyi üç saat analiz eden de yine benim.
“Acaba fazla mı komik yaptım?”
“Bunu yanlış mı anladı?”
“Keşke o kelime yerine başka bir şey söyleseydim.”
Kendi içimde küçük bir toplantı salonu kurmuş gibiyim. Katılımcılar: Ben, yine ben ve biraz daha fazla düşünen başka bir ben.
Ama bütün bu düşüncelerin arasında fark ettiğim bir şey var: Beni ben yapan şeylerin büyük kısmı kültürel kimliğimle bağlantılı.
Kültürel Kimlik Ne Anlama Gelir? Sadece Geleneklerden mi İbarettir?
Kültürel kimlik denince birçok kişinin aklına hemen bayramlarda yapılan ziyaretler, yöresel yemekler, halk oyunları ya da geleneksel kıyafetler gelir. Bunlar elbette kültürel kimliğin önemli parçalarıdır. Ancak kültürel kimlik bundan çok daha geniş bir kavramdır.
Kültür sadece büyük törenlerde ortaya çıkmaz. Bazen sabah kahvaltısında belli olur.
Mesela İzmir’de bir arkadaşla buluşup “Bir kahve içelim” dediğimizde bunun gerçekten sadece kahve içmek anlamına gelmediğini ikimiz de biliriz. O kahvenin yanında hayat konuşulur, eski anılar açılır, gelecek planları yapılır.
Bazen iki saatlik kahve buluşması küçük bir hayat değerlendirme toplantısına dönüşür.
Arkadaşım:
— Kahve içip kalkarız zaten.
Ben:
— Tabii.
İç sesim:
— Üç saat oturup herkesin hayatını analiz edeceğiz ama sorun değil.
Kültürel kimlik tam olarak böyle küçük anlarda kendini gösterir. İnsanların nasıl selamlaştığında, nasıl yemek yediğinde, misafire nasıl davrandığında, hangi konulara önem verdiğinde ve dünyayı nasıl yorumladığında ortaya çıkar.
Aileden Gelen Küçük Alışkanlıklar Büyük Kimlik Parçalarıdır
Bence kültürel kimliği anlamanın en eğlenceli yollarından biri ailelere bakmaktır. Çünkü her ailenin kendine özgü küçük kuralları vardır.
Bazı evlerde misafir gelmeden önce ev üç kez temizlenir. Sanki misafir değil de müfettiş gelecektir.
Bazı evlerde yemek bitmeden sofradan kalkılmaz.
Bazı evlerde ise “Çayın yanında bir şey yok mu?” sorusu hayatın temel sorularından biridir.
Bizim evde de bazı klasikler vardır. Mesela dolapta her zaman bir misafir tabağı bulunur. O tabak yıllardır oradadır. İçinde özel günlerde kullanılan bardaklar, tabaklar ve “Bir gün lazım olur” diye saklanan şeyler vardır.
O gün hiçbir zaman gelmez.
Ama o eşya orada durmaya devam eder.
Çünkü mesele eşyanın kendisi değildir. O eşyanın taşıdığı anlamdır.
İşte kültürel kimlik de biraz böyledir. Bazı şeyleri sadece yaptığımız için değil, bize geçmişimizi hatırlattığı için koruruz.
İzmir’de Yaşamanın Kültürel Kimliğe Etkisi
Yaşadığımız şehir de kimliğimizin önemli bir parçasıdır. Çünkü şehirler sadece binalardan ve sokaklardan oluşmaz. Şehirlerin de karakteri vardır.
İzmir’in kendine özgü bir rahatlığı vardır. İnsanların konuşma şekillerinde, sahilde oturma biçimlerinde, gün batımını izlerken harcadıkları zamanda bile farklı bir hava hissedilir.
Bazen arkadaşlarımla sahilde otururken hiçbir şey yapmadan saatler geçirdiğimizi fark ediyorum.
Birisi mutlaka şöyle der:
— Kalkalım mı artık?
Kimse kalkmaz.
Beş dakika sonra:
— Gerçekten kalkalım mı?
Yine kimse hareket etmez.
Çünkü bazen amaç bir yere gitmek değildir. Orada olmak yeterlidir.
Bu da kültürel kimliğin bir parçasıdır. Yaşadığımız yer bize sadece adres vermez; bize bazı davranış biçimleri, bazı duygular ve bazı bakış açıları kazandırır.
Kültürel Kimlik Değişir mi, Yoksa Hep Aynı mı Kalır?
Kültürel kimlik bazen yanlış anlaşılır ve insanların değişmez bir kutuya konulması gibi düşünülür. Oysa insan sürekli değişen bir varlıktır.
Ben çocukken farklı şeylere önem veriyordum. Şimdi farklı düşünüyorum. Yeni insanlarla tanıştıkça, farklı şehirler gördükçe, farklı hayat hikâyeleri dinledikçe kendi kültürel kimliğimi de yeniden keşfediyorum.
Kültürel kimlik donmuş bir fotoğraf değildir. Daha çok sürekli güncellenen bir albüm gibidir.
Çocukluk fotoğrafları vardır.
Gençlik anıları vardır.
Yeni deneyimler vardır.
Bazen de yanlışlıkla eklenen komik fotoğraflar vardır. Onları silmek isteriz ama aile grubunda çoktan yayılmıştır.
Farklı Kültürlerle Tanışmak Kendi Kimliğimizi Daha İyi Gösterir
İnsan bazen kendi kültürünü ancak başka kültürlerle karşılaşınca fark eder.
Çünkü alıştığımız şeyler bize normal gelir.
Bir başkasının şaşırdığı bir alışkanlığımız olabilir.
Mesela bazı insanlar aile içinde çok sık görüşmeyi garip bulabilir. Bazıları ise bunu sevgi göstergesi olarak görür.
Bazıları bayram ziyaretlerini zorunluluk olarak değerlendirir. Bazıları içinse bu ziyaretler geçmişle kurulan önemli bir bağdır.
Burada önemli olan kimin doğru olduğu değildir. Önemli olan insanların farklı hikâyeler taşıdığı gerçeğidir.
Kültürel kimlik bizi birbirimizden ayıran duvarlar değil, birbirimizi anlamamızı sağlayan pencereler olabilir.
Kendimizi Tanımak Biraz da Geçmişimizi Dinlemektir
Bazen insan geleceğe o kadar odaklanır ki geçmişinden gelen sesleri duymayı unutur.
Oysa bizi oluşturan birçok şey geçmişten gelir.
Çocukken duyduğumuz sözler, aile büyüklerinden öğrendiğimiz davranışlar, mahallede yaşadığımız anılar ve toplum içinde edindiğimiz deneyimler bugün hâlâ bizimle birliktedir.
Ben bazen arkadaş ortamında bir şaka yaptığımda bile aslında geçmişimden parçalar taşıdığımı fark ediyorum.
Belki ailemin mizah anlayışı, belki büyüdüğüm çevrenin dili, belki de çocukken izlediğim şeyler o anda ortaya çıkıyor.
İnsan biraz da geçmişinin komik bir karışımıdır.
Biraz aile.
Biraz arkadaşlar.
Biraz yaşadığı şehir.
Biraz da “Ben bunu neden söyledim?” diye gece yatağında düşünen tarafı.
Kültürel Kimlik Bizi Daha Anlayışlı İnsanlara Dönüştürür
Kendi kültürel kimliğimizi anlamak sadece kendimizi tanımak için önemli değildir. Başkalarını anlamak için de önemlidir.
Çünkü herkesin görünmeyen bir hikâyesi vardır.
Bir insanın davranışının arkasında bazen yılların getirdiği alışkanlıklar bulunabilir.
Bir kişinin önem verdiği şey bize anlamsız gelebilir ama onun hayatında çok büyük bir yere sahip olabilir.
Bu yüzden kültürel kimlik kavramı aslında bize empatiyi öğretir.
“Ben böyle gördüm.”
“Bizim ailede böyleydi.”
“Bizim çevrede bunun anlamı farklı.”
Bu cümlelerin arkasında insan hikâyeleri vardır.
Sonuç: Hepimizin İçinde Küçük Bir Kültür Müzesi Var
Kültürel kimlik ne anlama gelir? sorusunun tek bir cevabı yoktur. Çünkü herkes kendi hayatından parçalar taşıyan özel bir kültürel kimliğe sahiptir.
Kültürel kimlik; geçmişimizle bugünümüz arasında kurduğumuz köprüdür. Bazen bir yemek kokusunda, bazen bir şarkıda, bazen aile sohbetinde, bazen de arkadaşlarla yapılan anlamsız ama çok eğlenceli bir muhabbette ortaya çıkar.
Hepimizin içinde küçük bir kültür müzesi vardır.
Orada eski fotoğraflar bulunur.
Çocukluk anıları bulunur.
Aileden kalan sözler bulunur.
Biraz da gereksiz endişeler bulunur.
Benim müzemde ise büyük ihtimalle bir köşede kahve bardağı, diğer köşede arkadaşları güldürmeye çalışan hâlim ve en arkada “Acaba bunu fazla mı düşündüm?” diye duran küçük bir ben vardır.
Ama galiba güzellik de burada.
Çünkü insan sadece bugünden oluşmaz.
Taşıdığı hikâyeler, öğrendiği değerler ve yaşadığı deneyimlerle kendini oluşturur.
Kültürel kimlik dediğimiz şey de tam olarak budur: Bizi biz yapan, görünmeyen ama her adımımızda bizimle yürüyen hikâyemiz.